Okula gitmeyeli aylar yıllar oldugundan bugun de gec kaldıgımı duyarsa ev ahalisi delirirler mantıgıyla yola cıkarak 'okula gidiyoruum,ahah!' dedim ve kactım evden.Ve ne mi yaptım?Evet,bir donerciye girdim kahvaltı yapayım diye(oha!)Yemek rezalet;benim için bile...E hal böyle olunca insan sıkılıyor.Tek basına oturuyorsun,yemek yiyemiyorsun,e napacaksın?Bir suru serbest cagrısım dizisinin ardından sey geldi aklıma ''buyu dukkanı''.E gideyim bari dedim,yarım kalmıs donerimi bile masada bırakarak yola koyuldum.
Pek sevimsizmiş valla bu dukkanın oldugu yer.Bir kere cok uzak,etrafta hic birsey yok.Ustelik normalde gormekten cok hosnut oldugum gri hava burda içimi sıkar hale geldi.Neyse otların motların arasından kan ter içinde yolumu buldum.Tahta kapıyı ittim ve içeri girdim.Yaslı adam ordaydı;
-Hosgeldin.
-Hosbulduuk...
-Cok yorgun gorunuyorsun sen,otur biraz ben de sana içecek birseyler getireyim.
-Ah,cok iyi olur.Kola olmasın ama.Su sıra biraz dokunuyor da...
-Kola?
-Hm..Ha yok birsey heha(haydaa!)
Biraz dinlendikten ve yaslı adamın getirdigi suyu içtikten sonra konusmaya basladım;
-Ya sey,ben su degiş-tokus olayı için gelmiştim de...
-Evet,peki neleri degistirmek istiyorsun bakalım?
-Ya işte yolda da dusundum ama karar veremedim tam.Baya birseyler var cunku...
-Mesela?
-Yaa,öyle hepsini mi sayayaım yani şimdi?Kotu biri zannedersin o zaman beni.
-Hahaha!İyi birisin sen yani?
-Hmm...
-Neyse,sayma oyleyse...Hemen sec kendi kendine o zaman bir tanesini.
-Tamam...İyi madem,''kıskanclık'' olsun.Su sıra pek aklıma gelmiyordu ama baska bulamadım.Sen en iyisi onu al,yerine de söyle guzel birseyler ver.
-Sorumluluk?
-Ay yok onu istemem!
-Eh...Zaten bu yuzden bunu sana vermem lazım.
-Yok,istemem valla,sagol...
-Neyse sunu sorayım öyleyse,''kıskanclık''ı geri vermek istediginden emin misin?
-E eminim tabi ki,o kadar yol yurudum.Bir de dagın tepesine kurmussun dukkanı,ayıp valla...Hem olmazsa gelir degiştiririm?
-Hayır degiştirme bir kez yapılır.O yuzden iyi bir karar vermelisin.
-E eskiden böyle degildi ama?!
-Evet işletmemize yeni kurallar koyduk.
-...(ohaha!)
-Evet son olarak ne diyorsun?
-Ya bilmem ki...Şimdi boyle kesin mesin deyince korktum ben...
-Neden geri veriyorsun peki bunu?
-Bazen etrafı,genelde de beni rahatsız ediyo cunku.Uykumu da kacırıyor hem...
-Bu kadar mı yani?
-Ya daha ne olacaktı?
-Hmm....
Biz konusup dururken kapıya bir musteri daha geldi.
-Bence sen kararını verememissib henuz.Git ve etraflıca bir dusun.Seni olusturan seylerden biri o ne de olsa,bilirsin gercekten senin parcan olan az sey olacak.Neyse ben hep burdayım...
-Peki.
Ayaga kalkıp gidiyordum ki geriye son kez bir baktım;
-İyi boyle mi diyorsun yani?
-İyi böyle.
-Hadi bakalım.
(Yesim Turkoz'un 'buyu dukkanı'ndan araklanarak yazılmıstır)
Pek sevimsizmiş valla bu dukkanın oldugu yer.Bir kere cok uzak,etrafta hic birsey yok.Ustelik normalde gormekten cok hosnut oldugum gri hava burda içimi sıkar hale geldi.Neyse otların motların arasından kan ter içinde yolumu buldum.Tahta kapıyı ittim ve içeri girdim.Yaslı adam ordaydı;
-Hosgeldin.
-Hosbulduuk...
-Cok yorgun gorunuyorsun sen,otur biraz ben de sana içecek birseyler getireyim.
-Ah,cok iyi olur.Kola olmasın ama.Su sıra biraz dokunuyor da...
-Kola?
-Hm..Ha yok birsey heha(haydaa!)
Biraz dinlendikten ve yaslı adamın getirdigi suyu içtikten sonra konusmaya basladım;
-Ya sey,ben su degiş-tokus olayı için gelmiştim de...
-Evet,peki neleri degistirmek istiyorsun bakalım?
-Ya işte yolda da dusundum ama karar veremedim tam.Baya birseyler var cunku...
-Mesela?
-Yaa,öyle hepsini mi sayayaım yani şimdi?Kotu biri zannedersin o zaman beni.
-Hahaha!İyi birisin sen yani?
-Hmm...
-Neyse,sayma oyleyse...Hemen sec kendi kendine o zaman bir tanesini.
-Tamam...İyi madem,''kıskanclık'' olsun.Su sıra pek aklıma gelmiyordu ama baska bulamadım.Sen en iyisi onu al,yerine de söyle guzel birseyler ver.
-Sorumluluk?
-Ay yok onu istemem!
-Eh...Zaten bu yuzden bunu sana vermem lazım.
-Yok,istemem valla,sagol...
-Neyse sunu sorayım öyleyse,''kıskanclık''ı geri vermek istediginden emin misin?
-E eminim tabi ki,o kadar yol yurudum.Bir de dagın tepesine kurmussun dukkanı,ayıp valla...Hem olmazsa gelir degiştiririm?
-Hayır degiştirme bir kez yapılır.O yuzden iyi bir karar vermelisin.
-E eskiden böyle degildi ama?!
-Evet işletmemize yeni kurallar koyduk.
-...(ohaha!)
-Evet son olarak ne diyorsun?
-Ya bilmem ki...Şimdi boyle kesin mesin deyince korktum ben...
-Neden geri veriyorsun peki bunu?
-Bazen etrafı,genelde de beni rahatsız ediyo cunku.Uykumu da kacırıyor hem...
-Bu kadar mı yani?
-Ya daha ne olacaktı?
-Hmm....
Biz konusup dururken kapıya bir musteri daha geldi.
-Bence sen kararını verememissib henuz.Git ve etraflıca bir dusun.Seni olusturan seylerden biri o ne de olsa,bilirsin gercekten senin parcan olan az sey olacak.Neyse ben hep burdayım...
-Peki.
Ayaga kalkıp gidiyordum ki geriye son kez bir baktım;
-İyi boyle mi diyorsun yani?
-İyi böyle.
-Hadi bakalım.
(Yesim Turkoz'un 'buyu dukkanı'ndan araklanarak yazılmıstır)